Site Sol Reklam Alanı  120x600

Site Sağ Reklam Alanı  120x600

04-05-2016 Siyaset

Erol Erdoğan Siyaset Ameli Salihimiz Olmalıdır

Erol Erdoğan’la Sanattan Siyasete Uzanan Bir Yolculuk

Erol Erdoğan Siyaset Ameli Salihimiz Olmalıdır
Haber Detay İçi 300x250

Efendim merhabalar, bir Üsküdarlı ve İstanbullu olarak Erol Erdoğan kimdir? Kendinizi nasıl anlatmak istersiniz.

Merhaba  1979 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul’da ilk tanıdığım semtlerden biri Erenköy oldu. Çocukluğum ve gençliğim, Erenköy, Üsküdar, Hasköy ve Fatih’te geçti. Liseyi İstanbul İmam Hatip Lisesinde, üniversiteyi Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okudum. Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Üsküdar’da evlendim ve bir süre Üsküdar’da yaşadık. İlk çocuğumuz Behiye Betül Üsküdar’da doğdu. Sonrasında çocuklarımız ebeveyn ortamında büyüsün, dede ve nine şefkatini, merhametini ve tecrübesini görerek yaşasınlar diye Küçükçekmece’ye taşındık. Babamın vefatından sonra annem ve kardeşlerim İstanbul’a taşındılar. Onlar taşındıkları yıldan beri Çekmeköy’de oturuyorlar. Çekmeköy ve Sultanbeyli’de çok sayıda akraba ve aile üyemiz var. Bir de 60 yıllık Beykozlu bir eniştem ve halam var. Ondan dolayı da Beykoz’u çok severim. Şimdi Beykoz’da da bir ikametgâhımız var. Zaten enişte ve halamdan dolayı Beykoz yıllardır ziyaret ve gezi mekânımızdı. Eşim Vildan Hanım öğretmenlik ve eğitim yöneticiliği yapıyor. Küçük kızımız Hilye Melis ise lise sonda.

- Peki, iş hayatınız, siyasi faaliyetleriniz?

Mezun olduğumdan beri, eğitim, yayıncılık ve reklam sektöründe yöneticilik yapıyorum. Bir dönem İSMEK Genel Koordinatörlüğü yaptım. Danışmanlıklarım oldu. Halen reklamcılık sektöründeyim, sosyal organizasyonlar ve kültürel projeler çalışıyoruz. Siyasete gelince… Fazilet Partisi’nde, Saadet Partisi’nde ve Has Parti’de yöneticilik yaptım. En son Saadet Partisi’nde İstanbul il başkanlığı, Has Parti’de de genel başkan yardımcılığı görevlerinde bulundum. Siyasi vizyonumda eğitim politikaları, çocuk ve kadın duyarlılıkları, medeniyet ve fıtrat merkezli konular ile kentleşmeye dair kültürel hususlar var. Bu konularda okumalar yapıyorum, çalışıyorum, araştırmalar yapıyorum, konferanslar ve seminerler veriyorum.

- Yayımlanmış kitaplarınız var değil mi?

               Evet. İki tane yayımlanmış kitabım var. Biri İz Yayınlarından çıkan “İnsan Mevsimi” diğeri de Kültür A.Ş. tarafından yayınlanmış çocukluğumuzdaki oyunları derlediğim bir kitap seti.

- Sizi farklı kılan nedir?

             Herkes farklıdır. Yaratılışta her insan olağanüstü yeteneklerle dünyaya geliyor, hepimiz birbirimizden fıtrat itibariyle farklıyız. Parmak izlerimiz ve göz renklerimizin farklı olduğu gibi. Huylarımız, karakterlerimiz, meraklarımız, heyecan duyduğumuz şeyler, her şeyimiz çok farklı. Bu anlamda her insan çok güzeldir, her insan çok farklıdır. Her insan mucizevi bir canlıdır. Farklılıklarımızın bir kısmını büyüdükçe geliştirebiliyoruz, bir kısım farklılıklarımızı toplum, ailemiz, eğitim sistemi, büyürken yaşadığımız bir takım korkular yok ediyor. Ve yazık oluyor. Benim durumumu sorarsanız şöyle özetlerim: Sakin biriyim. Araştırmayı, seyretmeyi, gözlemlemeyi severim. Çocukken çok sabırsız, sinirliydim. Büyüdükçe özellikle muhatabımı dinleme konusunda kendimi eğittim.

İnsanlar Karşısındakini Dinlemiyor, Birbirlerine Tahammülsüzler

           Dinlemek önemli. İletişimin olmazsa olmaz şartı dinlemektir. Maalesef günümüzde, insanların çoğu bir an önce karşısındaki insan sözünü bitirsin, ben konuşayım diye bekliyor. O bekleme anında karşısındakini dinlemiyor ve kendi cümlelerini kurmakla meşgul. Kimse kimseyi dinlemediği için kimse kendisini anlatamıyor. Dinlemeyi seviyorum, sonuna kadar dinlemeyi başarabilen bir insanım. Bu durum insanı çok dertli hale getiriyor belki ama güzel bir yetenek. Gezmeyi ve sohbeti severim. Kitap okumayı ve şiir yazmayı severim. İstanbul’u severim. Sessiz kalmayı severim, sükutun bereketine inanırım. Bütün bunları yaparken zuhurata tabi olmayı yeğlerim.

 – Neden siyaset? Entelektüel sanatçı kimliğinizle siyaseti nasıl örtüştürüyorsunuz?

             Esas itibariyle sanatın, felsefenin, edebiyatın siyasetin doğasıyla ciddi yakınlığı var. Siyasetin malzemesi söz, kaynağı da fikirdir. Ancak günümüzde politika bazı uygulayıcıları yüzünden bir miktar dil, üslup ve tarz problemi yaşıyor. Bundan dolayı bize sanat-siyaset veya edebiyat-siyaset ilişkisini konuşmak tuhaf geliyor. ‘Bir sanatçı, bir entelektüel neden siyasetle uğraşır?’gibi sorular sormak zorunda kalıyoruz. Çünkü bunları birbirine uyumsuz, birbiriyle ilişkisiz alanlar olarak görüyoruz. Oysa felsefe, sanat, şiir, edebiyat ile siyaset iç içe olmalıdır. Kaldı ki, siyasete, devlet yönetmeye ve kentler inşa etmeye felsefe, estetik, sanat, medeniyet, din yön vermiyorsa yanlış yoldayız demektir. O zaman siyaset insanın ruhuna ve tabiatına uzak kalmış olur. Siyasete fikir yön vermelidir. Onun da aracı sanat, edebiyat, şiir, felsefedir. Sonuçta siyaset teorinin yanında uygulama merkezidir. Tabii bu süreçte sanatçının da uygulamadan kaynaklı zorluklara tahammül etmesi gerekir.

– Bugün ülkemizde siyaset, toplumun beklentileriyle kıyaslarsak hangi noktadadır?

             Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren siyasete yüklediğimiz görevler biraz sorunlu. İnsanlar ve bazı kurumlar kendileri yapması gereken bazı görevleri siyasetten bekliyorlar. Mesela sivil topum kuruluşlarının yapması gereken, mahalle halkının yapması gereken, cami cemaatinin yapması gereken, üniversite dünyasının yapması gereken bazı sorumlulukları siyasete devretmiş durumdayız. ‘Devlet yapsın efendim’ diyoruz. Toplumun siyasetten beklentisi öylesine yükselmiş durumda ki siyaset ya da siyasetçi her sorunun birincil çözümleyicisi gibi görülmektedir. Onun için siyaset olması gerekenden daha büyük bir alanı kaplıyor, bu da siyaseti bazen başarısızlığa sürüklüyor. Siyaset az geri çekilerek organize edici, düzenleyici, yol açısı, kanun yapıcı ve kısmen denetleyici olması gerekiyor. Siyasetin boşalttığı alanların sosyal, kültürel, dini, ekonomik, sivil aktörler ve dinamiklerce doldurulması gerekir.

             Mesela dini konular… Dini yaşamayla ilgili sorunların hepsinin çözümünü siyasetten veya devletten bekleyemeyiz. Bunların bir kısmını sivil toplum kuruluşlarının, cami cemaatinin veya dini grupların, dinin ruhuna ve bir arada yaşamanın ahlakına uygun bir şekilde yerine getirmesi, çözmesi gerekiyor.

           Eğitim meselesi de öyle. Eğitimin bütün sorunlarına yönelik çözümü devletten bekleyemeyiz. Eğitimin önemli bir kısmını ailenin kendi arasında çözmesi gerekiyor. Ya da eğitimle ilgili kurumların, sivil toplum kuruluşların ve eğitimle ilgili müesseselerin eğitim politikalarını oluşturulması ve uygulamalarında devletin yükünü hafifletmesi gerekiyor. Eğitime özel ve sivil sektörün katılımını daha fazla desteklemeliyiz.

Siyaset planlama ve denetleme mekanizmalarını güçlendirmelidir.

             Ülkemizde siyaset çok kutsal ve her şeyi çözen bir mekanizma olarak düşünüldüğü için her birimiz, aileler dâhil, görev ve sorumluluklarını siyasete yüklemiş durumdayız. Siyaset çok büyüdüğü için hantal hale geliyor ve her şeyi kuşattığı için de zaman zaman kendi dışındaki diğer disiplinleri çok fazla etkiliyor, sivillik azalıyor. Siyasetle hayatın diğer alanları arasında bir dengenin kurulması gerekiyor. Siyaset, planlayan, yönlendiren, motive eden, toparlayan, organize eden, kanunlar düzenleyen ve denetleyen olmalıdır. Bu yönüyle siyaset toplumu güçlendiren ve tetikleyen önemli bir araçtır.

Siyaset Bizim Ameli Salihimizdir

- Gazali siyaseti insan ve toplum açısından hem dünya hem ahiret sorumluluğu içerisinde yapılmasını öngörüyor. Siz ne dersiniz?

              Bizim dünyada yaptığımız her şey ‘ameli salih’ kısmına girer, girmelidir. Asr Sûresinde Cenab-ı Hak kaybetmeyen ve kazanan insanları tarif ederken, onları iman eden olarak tanımlıyor ve imandan sonra ameli salihi temel bir vasıf olarak anlatıyor. Yani Allah’ın rızasını kazanan insanlar cennete gidecek. Kim onlar? İman edenler ve imandan sonra ameli salih işleyenler. Bu kadarla bitmiyor. Ameli salihle yetinmeyip, insanlara doğruyu, hakkı, iyiliği tavsiye edenler olarak tanımlıyor Allah Müslümanları. Siyaset bizim ameli salihimizdir, amel-i salihimiz olmalıdır. Siyaseti hem insanların rızasını kazanmak, insanların ihtiyaçlarını gidermek, yeryüzüne ait sorunları çözmek için yapmak hem de bütün bunların peşinde koşarken Allah’ın rızasını kazanacak şekilde siyaseti icra etmek gerekiyor. Bunun için siyasette kullandığımız dilin, siyaset vesilesiyle kurduğumuz ilişkilerin, siyasi planların ve çabaların ahlâka, vicdana, merhamete, adalete, rızaya uygun olması gerekir. Bunu başarırsak hem toprağın altı için, hem toprağın üstü için doğru olanı yapmış oluruz.

            Yönetilen açısından baktığımızda ise insanlar, dünyevi beklentilerinin karşılanmasının yanı sıra inanca, ahlaka dair ihtiyaçlarının karşılanmasını arzu ederler. Siyaset hem uygulayıcıları hem de uygulama alanları itibariyle Gazali’nin de üzerinde durduğu bu anlayışı yaşatmalıdır. Bu aynı zamanda medeniyet siyasetinin de özüdür.

Aday olursanız şehrimiz, bölgemiz, ülkemiz için hayâlleriniz, düşünceleriniz nelerdir?

            Aday olursam ve bu adaylık milletvekilliği ile sonuçlanırsa, bugüne kadar yapageldiğim çalışmalarımı daha yüksek verimlilikte yapmak ve bu gayretlerden elde edeceğim faydaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasama sürecine dahil etmek ve Türkiye’ye şümul hale getirmek isterim. Bunların başında çocuklarla ilgili duyarlılıklar geliyor. Çocuk ve kentleşme arasındaki ilişkinin daha yaşanabilir, daha sahih bir noktaya getirilmesi şart. İkincisi kadınlarla ilgili duyarlılıklar. Evlilik meselesi, kadına ve çocuğa yönelen şiddet gibi konular. Vicdana, merhamete, adalete tekabül eden konularda ter dökmek istiyorum. Kent kültürüyle ve kentleşmeyle ilgili fıtrat-medeniyet bağlantılı çalışmalarım var. Bu çalışmalardan elde ettiğim bazı prensipleri ve yaklaşımları mevzuat süreçlerinde paylaşmak ve tartışmak isterim. Yıllardır en çok yoğunlaştığım alan eğitim politikalarıdır. Medeniyet merkezli eğitim sistemi nasıl olmalıdır sorusu çerçevesinde yaptığım çalışmaları Türkiye kamuoyuna sunmak isterim. Hem de bunlardan ortaya çıkardığımız prensipleri eğitim camiasına anlatmak ve olabildiğince bunları yasama sürecine dâhil etmek isterim. Yeni Türkiye’nin inşa sürecinde üzerime düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışacağım.

RÖPORTAJ: Ayşe Dursun – Tünaydın Gazetesi 


Bu haber 860 defa okunmuştur.

Etiketler :
özen sanat Haber Detay Altı 468x60
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER Siyaset HABERLERİ
Tüm Detaylar En Alt - 468x60
CLK- Detay Sağ 1 - 300x250
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
ÜMRANİYE RAMAZAN2 Detay Sağ 2 - 310x310
Emniyet1 Detay Sağ 3 - 300x250