Site Sol Reklam Alanı  120x600

Site Sağ Reklam Alanı  120x600

28-02-2018 Şebnem Özkan

Genel insan hayatlarını düşünsek; içimizden birini... Doğdu, büyüdü, okul çağına geldi okula gitti, çalışmaya başladı. Derken, evlendi, çoluk çocuğa karıştı... Onları büyüt, okut, sonra artık yavaş yavaş emekliliğe hazırlan vs...
Yakın geliyor mu size de? Çoğumuza yakın geliyor büyük ihtimalle. Ama hayat bundan ibaret olmasa gerek.
Bu kadarla bitmese gerek…

Hayatımız boyunca pek çok tecrübemiz oluyor. Tecrübeler bize yeni şeyler öğretiyor, bizi geliştiriyor. Bütün bu süreçte en önemli amaçsa edindiğimiz her bir tecrübeyle birlikte tekamülümüzde bir adım daha ileri gitmek. Dünya hayatının en can alıcı kısmı işte bu aslında: Öğrenebiliyor musun, kendini geliştirebiliyor musun?
Kısacası geldiğinden farklı dönebiliyor musun yuvaya?

Ama bazen deminki hikayede ki gibi hayat doğ, çalış, evlen, vs. işte bu kadar diye düşünüyoruz. Hayatın sadece yüzeyini görmek, derinlerde bir yerde mutsuz ve tatminsiz bırakıyor bizi. Neden bu kadar çok insan depresyon için ilaç kullanıyor dersiniz?...

Asıl önemli soruysa şu: Acaba nasıl mutlu oluruz?

Psikoloji yüksek lisansım sırasında Sosyal Psikoloji hocamız insanı şöyle tanıtmıştı: “İnsan sosyal bir hayvandır…”

Biz insanlar için mutlu olmak istiyorsak olmazsa olmaz bir koşul var: Sosyal olmak ve bağ kurmak.

Genç, yaşlı, kadın, erkek, hepimiz başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bu bağ sadece insanlarla da değil üstelik. Sevdiğimiz şeylerle de aramızda bağ kuruyoruz: Hayvanlarla, bitkilerle, hatta yapmayı sevdiğimiz faaliyetlerle...

Bir komşumuz, doğru dürüst ışık almayan dairesinde, oradan buradan topladığı birkaç fideyle başlayıp, harika orkideler yetiştirmeyi başardı! Nasıl mı? Onları çok severek. Onlarla sürekli ilgilenerek ve konuşarak. Bu sevgi bağı hem ona, hem de belli ki çiçeklere çok iyi geliyor.

Kısacası şunu biliyoruz: İnsan diğer canlılarla bağ kurmadan yaşayamayan bir varlık…    

Spiritüel veya dini bağlar da kurmamız gereken bağlar arasında muhakkak ki. Bizler kendimizden daha büyük bir oluşta anlam buluyoruz çünkü. Tam da, demin konuştuğumuz gibi “hayat bundan ibaret değil” diyebilmek için. “Başka bir şeyler daha olmalı”, “daha büyük bir amaç olmalı!” demek için.

İşte o amacı bulmak için dünya genelinde milyonlarca insan “kişisel gelişim” veya “ruhsal çalışmalar” değimiz pratikleri yapıyor. Farkındalık çalışması demeyi daha çok seviyorum aslında; çünkü tüm bu çalışmaların amacı sadece o.

Amaç büyük resmin farkında olmak.
Amaç hayatın sadece görünenden ibaret olmadığını fark edebilmek.

Bu süreçte kullanılan pek çok teknik var. Evrensel enerjiyle ilk önce beden yoluyla bağ kuran yoga, aikido, tai chi, qigong gibi teknikler mesela… (Bu arada “qigong nedir acaba??...” dediyseniz, “qi” ve “gong” kelimelerinin birleşimden oluşan bu terimin, kısaca “yaşam enerjisi egzersizi” demek olduğunu söyleyeyim…).

Sonra enerjiyi daha çok zihinsel olarak işleyen teknikler var. Byron Katie çalışması gibi örneğin. Bilmeyenler varsa araştırın derim, bence inanılmaz bir çalışma... Ve zihinsel tekniklere meditasyonları da dahil etmek istiyorum; çünkü meditasyonlar da zihne hakimiyeti hedefleyen çalışmalar.

Nefes teknikleri de çokça çalışılıyor. Deeksha, reiki, Serafim ve benzer çalışmaların hepsi evrensel enerjiyle bağ kurmak, enerji almak için yapılan çalışmalar. Bu kategoriye giren bir teknik de evrenin iletişimcileri olan melek enerjileri. (İngilizcedeki melek kelimesinin türetildiği Latincedeki “angelus” kelimesi, “giden” veya “gönderilen” anlamına gelir). Düşünsenize bu kadar usta iletişimciler, insan ve “daha geniş olan” ile aradaki bağı kurmakta da çok usta olsalar gerek. İşte, melek enerjilerini tam da böyle görmeli. Bağ kurmamıza yardım eden dostlar olarak. Bir çeşit tutkal gibi de düşünebilirsiniz (!!...).

Kuantum fiziği her şeyin enerji olduğunu kanıtladı, biliyorsunuz... Sonsuz bir enerjiler okyanusunda yaşıyoruz. Buna bazen “Enerjiler Oyunu” diyorum ben; çünkü sonsuz enerjilerle birlikte adeta bir tiyatro sahnesindeyiz!

 

Hepimiz farklı enerjilere, yani farklı rollere sahip oyuncularız. Birimiz giriyor sahneye, ötekimiz çıkıyor. Bazen hep beraber oynuyoruz, bazense ikişer, üçer...

Ama aslında günün sonunda hepimizin tek bir amacı var. Enerjiler Oyununun bütün sanatçılarının amacı aynı...
Ne mi dersiniz?...


En güzel oyunumuzu sahnelemek.

 

Şebnem Özkan
Spritüel Psikolog


Bu yazı 779 defa okunmuştur.



Şebnem Özkan Diğer Yazıları
Tüm Detaylar En Alt - 468x60
CLK- Detay Sağ 1 - 300x250
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
ÜMRANİYE RAMAZAN2 Detay Sağ 2 - 310x310
Emniyet1 Detay Sağ 3 - 300x250