24-10-2017 Sema Günay

Ülkemizde ve dünyada sanat sezonu bu yıl oldukça hareketli başladı. Sanatın birkaç dalında kolleksiyon eser üreten disiplinler arası bir sanatçı olarak tüm sanatsal etkinliklere katılmaya çalışırım.

Bazen hatırı sayılır iş insanları için eser seçer ve tavsiye ederim. Bu etkinlikler özgün ya da hobi amaçlı tüm aktiviteleri kapsar. Bu aktiviteler arasında en çok önem verdiğim katılımlar müzayedelerdir.

Müzayedelerde gerçek ve özgün eserleri oldukça düşük fiyata ve gönül rahatlığı ile satın alabilirsiniz.Üstelik hararetli ortamı bünyenizde tatlı bir adrenalin yaratır,kanınızın hızlandığını hisseder, eserin sanatçısını sonsuza dek mekanınızda ağırlayacağınızı düşünürsünüz.

Ben katılımcı kişilerin mezat için artırma heyecanını, hipodromda koşan yarış atlarının heyecanına benzetirim. İnsan biyografilerini merakla okuyan biri olarak koleksiyonerlerin ve izleyicilerin,

-“var mı artıran ve satıyoruum, sattım! cümlelerinin ardından oluşan ruhsal ve bedensel hareketlerinin yansıdığı mimikleri ben de ayrı bir izlenim uyandırır.

Çalkantılı günlük yaşamın ardından okula başlayan çocuk heyecanı ile katıldığım sanat arenası farklı dünyalara açılan bir kapıdır benim için.

Geçtiğimiz haftalarda Çırağan sarayında gerçekleştirilen müzayede de Yüzellibin tl civarında alıcı bulan “Hikmet Onat” eseri için ülkemiz adına gururlanmıştım.

Çağdaş sanatçı İsmail Acar’ın “At” figürlü tablosunu ise o kadar düşük fiyata alamadığım içinse çok üzülmüştüm.

Bu hafta Hilton otelinde sadece resim satılan bir müzayedeye katıldım.Müzayedeyi yöneten Münadinin güçlü ve esprili hitabeti ile son derece naif bir ortamda gerçekleşen müzayede de yerli yabancı elli kadar eser yer alıyordu.

Salonda tek eksik tiryakisi olduğum ve kokusunu aldığım ama makinesi kapalı olduğu için içemediğim kahve idi.

Müzayede sakin bir şekilde ilerlerken önde oturan sarışın bir erkek çocuğu fark ettim.En fazla 12 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bu küçük adam heyecandan yerinde duramıyor, hop oturup hop kalkıyordu.

Satılan her eserde babası olduğunu tahmin ettiğim beyefendiye sarılıp bunu da kaçırdık dercesine dudak büküyor ve gülümsüyordu.Onun bu bakış açısı beni müzayedeyi bırakıp onu izlemeye teşvik etti.

Yanındaki yetişkin adam onun bu halini empati ile karşılarken birden mucize oldu ve o sarışın küçük adam ebeveyninden bakışları ile izin aldı ve elindeki numara paletini kaldırarak bir eser satın aldı.

O anda gözlerimin ne mutluluk ne de acı ile  yaşlanmadığını aksine umutla baktığını,yüzümde beliren tarifi olmayan sevgi dolu gülümsemeyi tahmin edersiniz değerli okuyucular.

O sarışın küçük adam eminim ki bu ülkenin ve dünyanın sayılı insanlarından biri olacak lider ruhlu yegane insanlardan biri.

Aslında onu yetiştiren insanların da bunda büyük ölçüde payı var. Tüm insanlarımıza böyle çocuklar yetiştirmeleri için hiç olmazsa bir sanatçının koleksiyoneri olmalarınını tavsiye ediyorum.

      Japon halkı güne başlamak için bir sebep ararmış ve buna “ikigai” derlermiş. Sanatın hayatınızda “İKİGAİ” olması dileği ile sevgiyle,sanatla ve sağlıkla kalın.


Bu yazı 261 defa okunmuştur.



Sema Günay Diğer Yazıları
CLK- Detay Sağ 1 - 300x250
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
ÜMRANİYE RAMAZAN2 Detay Sağ 2 - 310x310