Site Sol Reklam Alanı  120x600

Site Sağ Reklam Alanı  120x600

15-01-2019 Sema Günay

1860 yılında ilk ses kaydı Fransız halk şarkısı “auclair de la lune, pierotrespondit’in 10 saniyelik bölümü için yapılsa da, kaydı yapan Eduardo Leon Scott de Martinville dinlemeyi başaramaz.Ta ki 2008 yılında “firstsound “grubu ses grafiğini çözümlemeyi başarıncaya yani dijital çağın başlamasına kadar.

Teknoloji ilerledikçe teknik donanım alanında icatlar ve kitlesel anlamda akımlar artmaya devam eder.

Beklenen olur ve Dijital çağ başlar. Artık bir bilgisayar ve gerekli yazılımlar ile günümüzde dj olmak zor değildir.

O bilindik deyim “akıl işler,alet övünür,el sevinir şeklinde evrimleşir.

Dijital çağın getirileri ve sanal dünya için artan kitle iletişim cihazlarının etkisi ile son olarak hızla gelişen “Elektronik müzik akımı” çağdaş yaşamda en yaygın sayılan ve en fazla alt dalı olan müzik türlerinden biri olur.

Uluslararası arena da kabul görecek boyutta olan remix ve elektronik müzik çeşitleri de dijital çağın en büyük kazancıdır.

Matematiksel olarak 4+4 ölçüsü ile üretilen, dj performanslarına ayrı bir renk getiren  Elektronik müziğin insan psikolojisini etkilemesi, onun vazgeçilmez bir akım olmasında en birincil faktörlerden sayılabilir.

   Ülkemizde de son elli yılda Modern yaşamın getirisi ile batı ve geleneksel doğu kültürü anlayışı türlü sanat alanlarını etkilemiş,müzik akımları arasında “Arabesk” adı verilen kimliksiz müzik türü, üstüne en çok konuşulan tür olmuştur.

Günümüzde Elektronik müzik adına, Arabesk akımın öncü ismi Orhan Gencebay’ın” Batsın Bu Dünya” adlı bestesi de  elektronik müzik ortamında İskender Paydaş gibi usta imzaların  dokunuşu ile dijital dünyaya geçiş yapıyor, yeni gençliği de adeta bir boran gibi kasıp kavurup etkiliyordu.

Orhan baba, Müslüm baba, Ferdi baba lakapları ile anılıyorlar,halk müziğinden Aşık Veysel ve Neşet Ertaş gibi ustalar kabul görüyor, felsefe kattıkları müzikleri ile remixler için ilham kaynağı oluyordu.

Elektronik müziğin arabeske ve yerel müziğe  katkısı,dj performansının başarısı ile daha da önem arz ediyordu.

Bana göre müzik imparatorluğunun, evrensel krallığı artık djlerin hükmüne geçiyordu.

Albümler için Yükselen maliyetler ve satın alınan müzik platformlarında ki rekabet, artan sanatçı sayısı sanatçıları tekli single için mecbur tutarken, zaten hit olan parçası dışında diğerlerini pek dinlemeyen sanatçı fan kitlesi için dj remixleri can damarı ve taze kan oluyordu.

Çok etkilendiğim Mel Gibson’ın yönetmenliğini yaptığı Hz.İsa’nın çilesi filminde hırsız, merdivenlerde en üst basamaklarda tıpkı kral locasındaymışçasına durarak, ona inanan ve destekleyen kitlesini biraz kibirle tıpkı bir kralın halkını,bir dj in kabininden seyirciyi selamlaması gibi selamlıyor, kitlesi de onu çılgınca alkışlıyordu. Kitlesi olması onu mutlu etmişti. Kısacası yönetmek sevilen bir duyguydu.

Djde kabininde, elleri bir orkestrayı yönetircesine komut verirken, seyircisi de bir nevi zikreder gibi ritme göre hareketleniyordu.

O sanki bir kral gibi locasından halkına sesleniyordu.ve belki de  kutsallaşmış bir kral.

Dj,tıpkı fareli köyün kavalcısı gibi, seyirciyi yönetiyor, sanki hipnotize olan kitlesi de ona iştirak ediyordu.Tek bağları müziğin ritmi idi.

Dans edenlerin ritmik hareketleri bazen bir şaman törenine, bir zikir ayinine benziyordu.Bilindik Dans türlerinden farklı bir dışavurum gözlemlenebiliyordu. Eller Dj’e doğru uzanıyor ve hareketleri sanki bir mesajlaşma içerir anlam barındırıyordu.

Zikir, nasıl kalp, beden ve dil ile yapılıyorsa sebep Allah’ı anmak için bir iletişim yöntemi ve  aslolan özbenliğini arındırma ritüeli ise Dj sanatında da müzik ve müziğin kontrolü benzer etkiyi yapıyordu.

Bana göre Dj ve müziği “bpm” senkronizasyonu ve dinamikleri ile buna destek veren bir çalışma halinde, hipnoz etkisi yaratmakta ve kitleleri yönetmektedir.

Kitlelerin de yönetilmeye ihtiyacı vardır ve beynin her dalgasına ulaşabilen elektronik müzik bunu en iyi başarmaktadır.

İzlenimlerime göre evrensel bir boyut yakalamayı başarabilen akım bu müzik türü olacaktır.

Algıları açan, duyguları yöneten ve beyni kontrol edebilen, her kitleye hitap eder müzik.

Ben buna neden olarak, insanların önümüzdeki 50 yılda beklenen, mütevazi lükse dönüşüne bağlıyorum.

Çünkü savaşlar ve sosyo ekonomik sebeplerle göçler arttı. Farklı kültürler birleşti, yeni nesil, hayatın gerçeğini kişisel hazlar ve  sevgi olarak kabul etti.

Negatif etkenlerle acı çeken dünya insanı “Aylak sınıf kuramı”nı hayırlamak istediği için beyni kodlayan ve sadece duygulara hitap bu müzik türüne ve djlere yöneldi.

Onlarla evren ve sonsuzluk arasında bir bağ kurabildiğine inandı.

Dj onların duygularının ritmik ifadesini sağlayan bir şövalyeydi belki.

Yeni düzen de,ya çok zengin var olacak ya da yoksul.Maslov piramidi yıkılmış olacak ve tavan ve taban var olacak.Mutluluk sadece özbenlikler de aranacak.

Yoksul kesim çoğunluğu oluşturacak ve yalnızlaşan zengin kitle bile lüks yaşam standardı anlayışını değiştirerek mütevazi lüksü seçecek.

Moda da hautecouture devri de bu gibi nedenlerle son bulma aşamasına yaklaşıyor ve yüksek fiyatlı markalar yavaş yavaş lüks segmentinden vazgeçerek alt Pazar inovasyon anlayışına göre perakendeye yöneliyor.

Plastik sanatlar ve tasarım sürecinde eserler ve koleksiyonlar üretirken Dj ve elektronik müzik üzerine artan ilgim aslında yine sanat ve tüketici bireyi araştırmak adına  başladığım bir alandı.

Kafamda gelişen tüm sorulara cevap için eğitim alarak keşfetmeye karar verdim.

Ses mühendisi ve usta öğretici Dj Hakan Türkürer ile birebir eğitim alarak yaklaşık bir yıllık sayılabilecek iyi bir eğitimi on derste tamamladık ve bir de deephouse formatında sözleri bana, müzik ve piyano birlikte çalışılmış “well,well,well adlı besteyi oluşturduk.

Bu bana Hakan Türkürer hocamın dev bir desteğiydi aslında.

Eğitimlerin sonunda Dj’liğin meslekten çok öte  bir sanat olduğunu, kitlelerin algılarını, frekanslar ve dinamikler ile yönetebilmenin bir strateji olduğu kanaatine vardım.

Bana göre djler tıpkı Büyük İskender, Napolyon ya da Fatih sultan Mehmet gibi birer strateji dehasıydı.

Onların silahları ise turntableları, kurşunları ise notalardı; ancak öldürmüyor aksine duyguları kontrol ediyor, mutluluk veriyor ve tüm alanları etkileyerek yönetiyordu.

Geçtiğimiz yaz mevsimi sonlarında harçlık isteyen üç küçük roman çocuğa, şarkı söylerseniz bahşişi kaparsınız! demiştim.

Onlar da “kopmalık” söylesek olur mu abla? deyince

Dünya ve Türkiye arabesk üstüne konuşurken çoktan dj’lerin icadı bir müzik “kopmalık ” diye bir tür de icad edilmiş olduğunu da anlamıştım.

Kısacası kopmuştu gençlik. Acı çoktu, yokluk, yoksulluk her coğrafya da hakimdi. Hem duygularda, hem maddesel yaşamda.

Dijital çağ da kaybolan benlik için bir çıkış lazımdı.Nihayet aranan kan dj’ler ve müzikleri ile bulundu.

Yeni bir yıla umutla başlarken, Yazımı techno parçaların vazgeçilmez cümlesi;

-“ Hey dj!are you ready? ve Orhan Gencebay’ın ‘nın arkadaşlar hazır mısınız repliğini

-Arkadaşlar yeni bir yıla müzik ile herşey insanlık için diyerek başlamaya hazır mısınız? şeklinde tamamlıyor,

Sanat,sağlık ve sevgiyle kalınız dilkelerimi ekliyorum.


Bu yazı 471 defa okunmuştur.



Sema Günay Diğer Yazıları
Tüm Detaylar En Alt - 468x60
- Detay Sağ 1 - 300x250
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
ÜMRANİYE RAMAZAN2 Detay Sağ 2 - 310x310
Emniyet1 Detay Sağ 3 - 300x250